Ayinler

Hayri Şengün

11-30 Eylül 2015

Kokteyl: 11 Eylül Cuma, Saat: 18:00

SANATÇI SÖYLEŞİSİ
19 EYLÜL 2015 SAAT 15:00

Gallery FOYART

Ayinler mi bu titreşimi yaratan, yoksa o titreşimler mi ayinleri yarattı? Kendini parçalayan ve ayin parçalarına bürünen kişi, aynı anda bütün mevcudiyetini hissettiriyor. Dili oluşturan soyut sembolleri yani dilin bilinen alfabesini anlamak için tekerrür, dizilim, bir araya geliş, ses gibi unsurların çözümlendiği yöntemler uygulanır. Şengün’ün Ayinler’i de, ki artık onun değildir, iki ve üç boyutta ve o boyutlar dışında yarattığı geçişlerde herkesin bildiği ancak hatırlayamadığı bir dili çözümlüyor, anlatısını kuruyor. Bakışlarla, davulla ve ahenkli kaotik raksla. Manadan maddeye, varoluştan “şimdi”ye, Orta Asya’dan Anadolu’ya ve tam tersi akışlarla; tek anın ayiniyle.

Bir parçayı alıp kendine saplayıp bütünlenecekmiş hissi ve parçanın desenlerinin ileri teknoloji bir çip gibi, ki en ileriye gittiğinde başa dönmüşsündür, bir şeyler aktaracak olmasına dair görüler. Parça parça, parçalara böldüren dalışlara boşluk tanımlayan; yukarı ve aşağıyı tek bir şey’e dönüştürme girişimi. Kimi zaman; doğumunun, oluşunun ve dönüşünün koordinatları vererek.

Katmanlılık, çok parçalı bu tek ayinin tek dilinde yeri geldiğinde bir dağın, bilindik zaman tanımlarıyla milyonlarca yıllık oluşumunu tutabilirsin. Tüm unsurlarıyla hikayesini sana anlatacağı bir şey’dir o. Uzakta başlayan şimdilik Anadolu’da akan akışı hissedersin; dairesel, yürekli, saf.

Davulsuz olmazdı. Vuruşlar, şekil ve şekilsizliklerin ritimleri/ritimsizlikleri… Tek notaya, müziğe uzanış. “Modern” ve “ilkel” desenler (ki nedir artık), tekrarlar, ansızın katılmalar: Denge. Tekrarlı, tek, kesişim: Bir dili, kaidesi var ve bir şeyler anlatır. Hatta parçalar arası bir ve çok hikaye(ler) oluşturur. Hatta çok önceden başlamış aslında ve “şimdi”(?)ye zamandizinde bir akış. Belki iki boyuttakiler fırlayıp kendiliğinden dönüşmüştür “şey”lere. Davulla, topraktan çıkarak.

Döner misiniz, dokunur musunuz, okur musunuz, söyler misiniz, çalar mısınız? Çalmak için dokunmak şart değil. Tekniğiyle şekil değiştirebilen hikayeler, göksellikler, bekleyişler yaratmış; tam olarak o ufuk ve açıklıkta. Perspektifsiz derinliğe dal. “Anadolu Modern” ? Yok, daha D(d)ünya.

Bu bir kubbe, tam olarak atmosfer ya da toprak türevli bir malzemeden değil. Hisset!

ASLIHAN KAZANCI